Eşcinsellik
Sosyocinsel birleştirim
bize, cinsel deneyimin eşcinsellerde heteroseksüellerden daha
yoğun ve daha zengin olduğunu göstermektedir. Bunun nedenini bilmiyoruz:
Daha özgür cinsellik, kültürel gereklere daha az boyun eğiş, eşcinselliğin
en küçük bir kabullenişine bile sadık kalma; cinsel itkinin çokyönlü
cinsel güdülenmelerin hizmetine geçmesi (egemenlik, boyuneğme,
kışkırtma, vb.); cinsel düzeneklerin doğal yoğunluklarının daha
yüksek olması, vb. Aşk duygusu ve karşılıklı bağlılık gereksinmesi,
eşcinsellerde en az heteroseksüellerde olduğu kadar önemlidir.
Heteroseksüellerin kurdukları evliliklerle eşcinsellerin beraberliklerini
karşılaştırmanın anlamı yoktur, ama her iki cinsiyette de bunun
aynı değerde olduğu anlaşılıyor. Gerçekten de bu nitelikten başka
her iki cinsiyetteki eşcinsellerin, heteroseksüel benzerleri gibi
davranmaya çok güçlü eğilimleri vardır, ancak eşcinseller cinsellik
konusunda daha yüksek bir kuşakta yer alırlar.
Eşcinsellerin
anlamlı bir biçimde heteroseksüellerden daha erken gelişmelerini
doğrulayacağız. Başlangıçta romantik bağlılık, düş kurma ya da
uyarılma sözkonusu olduğunda eşcinseller heteroseksüellerden çok
daha önce etkinleşirer. Eşcinsellerde bu gelişmeler 14 yaştan
önce; heteroseksüellerde ise, heteroseksüel bir yönelime göre
14 ile 19 yaşları arasında başlar (Saghir ve Robins). Erkek eşcinsellerin
ilk cinsel kaynaşmasının bir erkek çocukla olması şansı büyüktür
(yaklaşık %80'i, Dannecker ve Reiche, 1974; Whitman, 1977).
Slater (1962)
her iki cinsiyetten 454 eşcinsel üstünde yaptığı bir istatistik
incelemede, eşcinsellerin genellikle yaşı geçkin bir annenin son
doğan evlatlarından olduğunu buldu. Martensen-Larsen (1957) heteroseksüellerin
4 katı kadar eşcinselin 15 yaşından önce babalarını kaybettiklerini
buldu.
Davison (1973),
terapi uzmanının amacını ve hedefini belirlemesi için bir deneğin
eşcinselliğinden kurtulmayı görmek istediğini açıklamasının yeterli
olmadığını söylüyor: "Davranış terapisi uzmanları eşcinsel
müşterilerine istemeleri durumunda bile cinsel yönelimlerini değiştirmeleri
konusunda yardım etmemelidirler." Herşeyden önce gerçek sorunun
nerede yattığını, deneği sosyal dışlamaya son verme gereksinmesine
az ya da çok doğrudan sürükleyebilecek açıklanan bu değiştirme
isteğinin ne anlama gelebileceğini bilmek daha uygundur. Böylece
bazı terapi uzmanlarının eşcinselleri kendi cinsel yönelimlerinin
olanaklarına en iyi uyum sağlatmayı öngördükleri anlaşılıyor (Duehn
ve Mayadas, 1972; Philipps ve çalışma arkadaşları, 1976).
Jacques
Corraze © Que sais-je?
Eşcinsel çocuk
kendini ilk başta heteroseksüel egemenlikten bir toplumun değerlerinin
ve kurallarının dışında bulur. Öteki cinsten birine aşık olmak,
onunla çıkmak, evlenmek ve çocuk yetiştirmekten oluşan toplumsal
ritüellerle - bu eril ya da dişil tür tarafından belirlenmiş klasik
rollere- eşit güçteki bir düşünceler ve arzular yığınıyla karşı
çıkılır: Kendisiyle aynı cinsten birine aşık olmak, onunla çıkmak,
birlikte yaşamak ve hayatını paylaşmak.
Tek bir eşcinsel
bile yakından incelemediği bir hayatı yaşayamaz. Eşcinseller kendilerini
eşcinsel olmayan hemcinslerinden daha bilinçli bir şekilde oluşturmak
zorundadırlar; toplum tarafından sunulan bileşenleri gözden geçirmek
ve eşcinsel kimliklerine uyanları seçmek durumunda kalırlar. Tek
başlarına gerçekleştirdikleri bu yürüyüşte genellikle yardım ve
destek almazlar. Ama yine de bu yürüyüşü gerçekleştirirler.
Marjinal olduğunu
kabul etmek bir güç kaynağı olabilir. Marjinalin perspektifi hayaller
kurma ve hakim kültür içinde kendini rahat hissedenlerin ulaşamayabilecekleri
bir hayat düşleme özgürlüğü verir. Genç eşcinsellerin gündüz düşleri
özel niteliklere sahiptir. Aynı şekilde, kültürel kurallara meydan
okumaktan özel bir haz duyarlar. Bir diğer yönden, eşcinsellerin
hayal güçleri hayatın temel sorularına cevap verebilme amacıyla
çok uzaklara açılabilir: Kimim ben? Nerden geliyorum? Varlığımın
anlamı nedir?
Dünyalar arasında
yaşamak, eşcinseller içinm her zaman bir hayatta kalma stratejisi
olan hayal gücünü ve taklit yapmayı gerektirir. Çocukluk ve ergenlikleri
boyunca taklit yapmayı öğrenmiş olan - ister karşı cinsle ilgileniyormuş
gibi yapmak, isterse kendi cinsiyle ilgilenmediğini iddia etmek
olsun - eşcinseller yetişkinliklerine çok iyi bir taklit yapma
özelliğini taşırlar. Ayrıca taklit etme yeteneğinin gelişip serpilebildiği
bir zeka diriliğini de korurlar. Eşcinseller, eşcinsel olmayan
topluma uyum sağlamak için eş, koca, aile, işadamı ya da herkesin
gözü önündeki sosyal varlıklar olarak konularına hakim olurlar
ve uzmanlaşırlar. Buna rağmen, her zaman o toplumla biraz mesafeli
dururlar, gelenkesel toplumun ikiyüzlülüklerini, saçmalıklarını
ve adaletsizliklerini farketmelerini sağlayacak bir şekilde, olaylara
biraz dışarıdan bakarlar.
Aşkın nesnesi bir kişidir, cins değil.
Thomas Cowan |